|
Spil Dağı ile Gediz Nehri arasında, İzmir-İstanbul Karayolunun kuzeyinde, İzmir’e 36 km uzaklıkta bulunan Manisa, Ege Bölgesi’nin önemli şehirlerinden biridir.
Ege Bölgesi’nin asıl Ege bölümünde yer alan İl; kuzeyde Balıkesir, kuzeydoğuda Kütahya, doğuda Uşak, güneydoğuda Denizli, güneyde Aydın ve İzmir, batıda ise İzmir ili ile çevrilidir.
Manisa, Ege Bölgesinin ulaşım bakımından önemli bir noktasında bulunan zirai, ticari ve sanayi açıdan gelişmiş bir kentimizdir.
Gediz depresyonu içinde yeralan Manisa;İl merkezi 71 m. yüksekliktedir. Kuzeydoğuya doğru gidildikçe yükseklik artmakta ve Demirci’de ilçe merkezi 850 m. yüksekliğe ulaşmaktadır.
Osmanlı döneminde 1437-1595 yılları arasında Şehzadeler tarafından yönetilen Manisa’da Şehzadeler ve aileleri tarafından cami, çeşme, imarathane, köprü, medrese ve benzeri birçok eser yaptırılarak şehir büyük ölçüde imar görmüş ve XIV. yüzyılda sosyal, idari ve ekonomik açıdan önemli bir merkez haline gelmiştir.
Tarihi M.Ö. 3000 yıllarına inen ilde Hitit, Frig, Lidya, Makedon, Roma, Bizans, Beylikler ve Osmanlı uygarlıklarına ait izler bulunmaktadır. Tarih boyunca kültür ve sanatın yoğunlaştığı, ticaret yollarının geçtiği Manisa, kültürel ve doğal zenginlikleri ile ilgi çekici tatil olanakları sunmaktadır.
İlde her yıl yapılan Mesir şenliklerinin ekonomiye katkısı bulunmaktadır. Manisa Sultan Camisi minarelerinden atılan Mesir macununun özelliği, hoş lezzeti ve kokusudur. Diğer özellikleri arasında ağrılara, sancılara, soğuk algınlıklarına, hazımsızlıklara, iştahsızlıklara ve ağız kokusuna karşı kullanılmaktadır. Mesir Macununun halkın inanışlarına göre; Macundan yiyen kimseyi bir yıl boyunca zehirli hayvanların sokmayacağına, Nevruz günü en ağır hastaların iyileşeceği, Macunu yiyen gelinlik çağındaki kızların, o yıl içinde evleneceklerine, Çocuğu olmayanların, bu macundan yedikleri taktirde çocukları olacaklarına inanılır. Çocuk hastalıklarına da faydalı olduğu söylenmektedir.
İlin önemli dağları, bölgenin de en yüksek dağı olan Bozdağlar (Kumpınar 2070 m), eteklerinde il merkezi kurulu olan Spil (Karatepe 1517 m) ve Yunt Dağı (Nemrut Tepe 1074 m)’dır. Demirci Dağları, Manisa, Kütahya, Balıkesir sınırlarını da oluşturur ve en yüksek yeri Ziyaret Tepe 1800 m.dir. Demirci Dağları’nın güneybatı uzantısı olan Çomaklı ve Dibek Dağları’nın en yüksek noktası Aysekizi Tepesi 1034 m.dir. Alaşehir Çayı’na paralel uzanan Uysal Dağı’da 1135 m. yüksekliğe sahiptir.
İlin kuzeydoğusu ile doğusunda Demirci, Gördes ve Kula civarı 1000 m’ye kadar ulaşan platolardan oluşmaktadır. Kula volkanik sahası ise en son faaliyetini zamanımızdan yaklaşık 12.000 yıl önce göstermiş Batı Anadolu’nun en önemli jeolojik oluşumları arasında yer almaktadır.
Bozdağlar ile Yunt Dağları arasındaki depresyonik alan içinde Manisa pek çok ovaya da sahiptir. Bunların başlıcaları Gediz, Bakırçay, Alaşehir, Salihli, Turgutlu ovalarıdır.
En önemli iki akarsuyu bulunmaktadır. Bunlar Gediz (384 km) ve Bakırçay (204 km)’dır. İl topraklarını Susurluk Çayı’nın başlangıç kollarından olan Simav Çayı’nın uzantıları, Bakırçay ve Gediz Nehri sulamaktadır. Doğal göl sayısı azdır ve bunlar pek önemli göller değildir.
Salihli ve Gölmarmara ilçeleri arasında tektonik oluşumlu, denizden yüksekliği 74 metre olan, yaklaşık 12 km²’lik alanı kaplayan Marmara Gölü vardır. Manisa’nın üç tane de barajı bulunmaktadır. Bunlar Demirköprü, Afşar ve Sevişler barajlarıdır. Ayrıca Gördes Baraj’ı inşa halindedir. Marmara Gölü 320 milyon m3 su depolayabilecek büyüklüktedir. Demirköprü Barajı 1.022 Milyon m 3 su depolama potansiyeli ile ilin en önemli su depolama alanıdır.
İlin ekonomisi tarım, hayvancılık, madencilik, bağcılık, dokumacılık ve sanayie dayalıdır. Yetiştirilen belli başlı ürünler; üzüm, kavun, karpuz, buğday, arpa, çiğit, mısır, tütün, pamuk, patates, patlıcan, lahana, pırasa, soğan, kiraz, şeftali, domates, zeytin, sakız kabağı, dolmalık biber, armut, şeker pancarı, karnabahardır. Hayvancılıkta dağlıç koyunu ve tavukçuluk yapılmaktadır. Hayvansal ürünler, çeşitli süt ürün fabrikaları ile, Et ve Balık Kurumunun kombinasında değerlendirilir.
Manisa’da özel ve kamuya ait sanayii kuruluşları bulunmaktadır. Bunlar un, irmik, makarna, bisküvi, bitkisel yağ, meyve suyu, salça, balık konservesi, sebze ve meyve konservesi, şarap, sigara, yem, pamuk, yün ipliği, çırçır, kumaş, hazır giyim, tarım alet ve makineleri, oto yedek parçaları, metal eşya, kimyasal ürünler, prefabrik konut, tuğla ve kiremit ile mobilya üreten fabrikalardır.
Manisa’da Akdeniz ve Karasal İklim hüküm sürmektedir. Akdeniz iklimi ilin batı kesiminde hakim olup, yazlar kurak ve sıcak, kışlar ılık geçer. İlin iç ve yüksek kesimleri karasal iklimin etkisi altındadır. Yazları sıcak ve kurak, kışlar soğuk ve yağışlıdır. Yıllık sıcaklık ortalaması 16.8 °C olup en sıcak ay olan Temmuz ortalaması 34.4 °C ve en soğuk ay olan Ocak ayı ortalaması 3.0 °C dir. Yıllık yağış ortalaması 740 mm ile yarı kurak bir karakter taşımaktadır.
Akdeniz iklim şartlarına bağlı olarak ilin birinci bitkisi kızılçamdır. Daha sonra yaygın olarak maki türler yaygınlık gösterir. Ilıman iklimin soğuk sektörüne ait olan karaçamlar dağlık kesimlerin bitkisi olarak 850 m yükseklikten sonra varlığını gösterir. Bölgenin bir diğer yaygın ağaç türü ise palamut başta olmak üzere meşe türleridir.
Yaban hayatı bakımından oldukça zengin olan Spil Milli parkında tavşan, tilki, kurt, çakal, domuz, sansar, porsuk, kirpi ve sincap gibi hayvanlar sıklıkla, kınalı ve çil keklik ise daha nadir bulunan hayvanlardır. Ötücü kuşların hemen birçok türü ile yırtıcı kuşlardan doğan, atmaca ve kartal da bulunmaktadır. Ayrıca geyik koruma ve üretme sahasında geyiklere ve Muradiye Keklik Üretme İstasyonu’nda üretilerek, korunabilen alanlara salınmış sülünlere rastlamak da mümkündür.
Karayolu ve demiryolu bakımından ulaşılması kolay bir noktada bulunan Manisa, tarihi, doğal ve folklorik değerler bakımından zengin bir ilimizdir. Yöredeki kalıntılardan, antik çağdan bu yana önemli yerleşimlere sahne olduğu, Sardes Kenti’nin Lidya Devleti’ne başkentlik yaptığı,Thyateira, Philadelphia ve Sardes’in Hıristiyanlığın ilk dönemlerinde önemli dini merkezler olduğu bilinmektedir. Bu dini ilk benimseyen kentlerden biri olan Magnesia ise Bizans döneminde önemli piskoposluk merkezlerinden biri olmuştur. Saruhan Beyliği’nin başkenti olan, Osmanlı İmparatorluğu döneminde de idari bir merkez olarak önemini koruyan ve uzun bir süre şehzadeler tarafından yönetilen Manisa’da, bu dönemlere ait birçok eser günümüze kadar ulaşmıştır. Özellikle Manisa merkez, Saruhanlı ve Osmanlı dönemi eserleri bakımından zengindir.Yine Kula kentsel sit alanı, klasik Osmanlı mimarisinin en güzel örneklerindendir. Bu eserler kültür turizmi açısından önemli bir potansiyel oluşturmanın yanı sıra, araştırmacı ve yazarlar için de zengin bir kaynak teşkil etmektedir.

|