|
AĞLAYAN KAYA (NİOBE) Kral Tanalos’un kızı olan Niobe, Thebai Kralı Amphion ile evlenir ve bu evlilikten 6 kız 6 erkek 12 çocuğu olur. Arkadaşı Tanrıça Leto’nun ise Apollon ve Artemis olmak üzere sadece iki çocuğu bulunmaktadır. Bir Leto Şenliği sırasında Niobe, kendisinin on iki çocuğu olduğunu oysa Leto’nun sadece iki çocuğu olduğunu söyleyerek övünür. Niobeyi kıskanan Leto, Apollon ve Artemis’e Niobenin çocuklarını öldürmelerini emreder, onlar da Niobenin on iki çocuğunu oklarıyla öldürürler. Niobe çocuklarının cesetleri başında günlerce ağlar. Sonunda Zeus Niobe’ye acır ve onun bu acısına bir son vermek için onu taş haline getirir. Bugün Spil Dağı kuzeybatı eteklerinde bulunan bu kaya, bölgede en çok ziyaret edilen yerlerden biridir.
|
|
KYBELE Ana tanrıça Kybele birçok ülkede Kybele, Kybebe, Marienna, Artemis, Hepat ve Venüs gibi adlarla anılan uluslararası özelliğe sahip Anadolu kökenli bir tanrıçadır. Manisa’ya 7 km. uzaklıkta, Spil Dağı eteğinde bulunan, Gediz Ovası’na dönük, oturmuş kadın şeklinde tasvir edilen rölyefinin Hitit döneminde yapıldığı sanılmaktadır.
|
|
MANİSA TARZANI Asıl adı Ahmeddin Carlak olan Manisa Tarzanı 1899 yılında Bağdat’ta doğmuştur. Kurtuluş Savaşı sırasında Gaziantep ve Kilis cephelerinde savaşmış olup, İstiklal Madalyası sahibidir. Harpten sonra yaşamını doğa ve ağaç sevgisine adamış, bu sayededir ki İstiklal Savaşı sırasında yanan Manisa, birkaç yıl içinde yemyeşil olmuştur.
|
|
AİGAİ Manisa’ya 49 km uzaklıktaki antik Aigai Heredot’un bahsettiği onbir Ailois kentinden biridir. 2004 yılında başlatılan 5 yıllık kazı programı çalışmaları devam etmektedir. Kalıntılarından, Aigai’nin tarihinin Bergama Krallığı dönemine kadar indiği ve Roma döneminde önemli bir ticaret merkezi olduğu anlaşılmaktadır. Bu ören yeri İzmir-Çanakkale karayoluna yaklaşık 15 km. mesafede olup, Bergama-Şakran-Köseler Köyü üzerinden ulaşılabilir.
|
|

FİLEDELFİYA Alaşehir, Bozdağ eteklerinde dar bir vadide bulunan antik Philadelphia şehri üzerine kurulmuştur. Hellenistik dönemden eski şehre ait kalıntılar, dış surların bir kısmı ve hristiyanlığın ilk çağlarına ait St. Jean Kilisesi’ne ait ayaklar ile şehrin güneyinde, Toptepe mevkiinde bulunan tiyatro kalıntıları ziyaret edilebilir.
|
|
TEPE MEZARLIĞI Muhtemelen Lidya döneminde kurulmuş olan Thyatira, Anitoküs’ün yenilgiye uğramasından sonra Selevküslerin eline geçmiş ve Bergama Krallığının bir parçası olmuştur. Roma Egemenliği sırasında hıristiyanlık burada yayılmış ve hıristiyanlığın ilk çağlarına ait, Ege Baölgesinde bulunan yedi kilisesinden biri burada yapılmıştır. Günümüzde Akhisar şehir merkezinde antik Thyatira’ya ait bazı kalıntıları görmek mümkündür.
|
|
SART İzmir-Ankara karayolu üzerinde Manisa’ya 70 km. Kadar uzaklıkta bulunan Sart, Lidya Devletinin başkenti idi ve M.Ö. 6. ve 7. yüzyıllarda, ekonomik ve politik büyük bir güce sahipti. Lidyalılar servetlerinin önemli bir kısmını şimdi Sart Çayı adıyla anılan Paktolos nehri civarındaki altın madenlerini işleterek elde etmişlerdir. Kral Midas da her dokunduğu şeyi altına çevirme gücünden bu nehirde yıkanarak kurtulmuştur.
Hellenistik döneme ait Artemis Tapınağı, Mermer Avlu-Jimnasyuö Kompleksi ve M.S. 17 yılındaki depremden sonra yapıldığı sanılan Synagog, Sart ören yerindeki görülmeye değer kalıntılardan bazılarıdır.
|
|

BİN TEPELER (Kral Mezarları) Marmara Gölü’nün güneyinde, Gediz Ovası’nın kenarında, yaklaşık 90 kadar tümülüs içeren Lidya Kral Mezarlığı bulunmaktadır. İki büyük tümülüsün, Kral Alyattese ve Kral Gyges’e ait olsuğu sanılmaktadır. Tümülüslerin hemen hepsi ilk ve orta çağlarda soyulmuştur.
|
|
SULTAN CAMİİ 14. Yüzyıında Kanuni Sultan Süleyman’ın Sancak Beyi olarak Manisa’da görev yaptığı sırada inşaatına başlanılan Sultan Camii ve Külliyesi, Kanuni Sultan Süleyman’ın annesi Hafsa Sultan adına yaptırılmıştır. Sade bir mimariye sahip iki minareli iki minareli cami medrese, sübyan mektebi, ve imarethaneden oluşan külliye 1522 yılında tamamlanmış darüşşifa ile hamam daha sonradan ilave edilmiştir. Sultan Camii Mesir Şenliklerinin kutlandığı ve macunun halka saçıldığı cami olarak ‘da ünlüdür.
|
|
MURADİYE CAMİİ Klasik Osmanlı mimarisi özelliklerini taşıyan Muradiye Camii 1583-1585 yıllarında, Sultan 3. Murat adına külliye olarak yapılmıştır. Proje Mimar Sinan’a aittir. Kesme taştan yapılmış olan ve iki zarif minaresi bulunan caminin çinileri, kalemişleri, vitrayları ve mermer mimberi Osmanlı süsleme sanatının en güzel örneklerindendir. Şehrin Sultanönü adıyla anılan semtinde bulununan külliyenin diğer bölümleri imarethane, medrese ve yıkılmış olan sübyan mektebidir. Medrese ile imarethane günümüzde Manisa Müzesi olarak kullanılmaktadır.
|
|
ULU CAMİİ Spil Dağı’nın kuzey yamacında bulunan Ulu Camii, 1366-1368 yıllarında Saruhan Bey’in torunu İshak Çelebi tarafından yaptırılmıştır. Eski bir kilisenin yerine, bazı eski mimari parçalar da kullanılarak inşa edilmiştir. Ahşap oyma minber kapısı Manisa Müzesi etnoğrafya bölümündedir. 14. ve 15. Yüzyıllarda şehrin önemli yapılarından biri olan caminin batısındaki Fethiye Medresesi de İshak Çelebi tarafından 1378 yılında yapılmıştır. Medrese içinde bulunan türbede İshak Çelebi ve ailesi gömülüdür.
|
|

ÇEŞNİGİR CAMİİ 1474 yılında Fatih Sultan Mehmet’in azatlı kölesi Çeşnigir Sinan Bey tarafından yaptırılmıştır. Şehrin en eski camilerinden biridir.
|
|

HATUNİYE CAMİİ ve KÜLLİYESİ Hatuniye Camii ve Külliyesi 1490 yılında Sultan 2. Beyazıt’ın eşi Hüsni Şah Sultan tarafından yaptırılmıştır. Daha sonra 1497 yılında külliyeye gelir sağlamak amacıyla dükkanlar ilave edilmiştir. Medrese ve imarethane diğer bir çok Kurtuluş Savaşı’ndaki büyük yangında yanmıştır.
|
|
İVAZ PAŞA CAMİİ 1484 yılında İvaz Paşa tarafında yaptırılmıştır. Kesme taş ve tuğladan yapılmış olan cami, çinileri ve ahşap minberindeki gometrik süslemeleri ile dikkati çekmektedir.
|
|
22 SULTANLAR TÜRBESİ Çaybaşı Deresi yakınlarında bulunan türbe kesme taş ve tuğladan 14. Yüzyılda yapılmıştır. Kime ya da kimlere ait olduğu kesin olarak bilinmekle birlikte, 14. yüzyıldan beri Müslümanlar ve Hırıstiyanlar tarafından ziyaret edilmektedir.
|
|
SARUHAN BEY TÜRBESİ Saruhan Bey 1313 yılında Regaip Kandili gecesi Manisa’yı Bizanslılardan alarak Bizans egemenliğine son verir. Beylik merkezi haline getirilen şehrin adı da Manisa olarak değiştirilir. O günden bu yana şehir sakinleri bu günü hem de Regaip Kandili olarak kutlamaktadırlar. 1348 yılında ölen Saruhan Bey’in Muradiye Camii’nin batısında bulunan türbesi torunu İshak Çelebi tarafından yaptırılmıştır.
|
|

REVAK SULTAN TÜRBESİ Şehir merkezinde bulunan türbe, kesme taş ve tuğla kullanılarak 14. yüzyılda yapılmıştır. Türbede bulunan 22 sanduka, Manisa’da valilik yapan bazı şehzadeler ile ailelerine aittir.
|
|

YEDİ KIZLAR TÜRBESİ Yedi Kızlar ve Niobe yakınlarında bulunan türbe 1371 yılında inşa edilmiştir. Türbede biri Revak Sultan’a ait olmak üzere üç sanduka bulunmaktadır.
|
|
MANİSA MÜZESİ Sart ören yerlerinde çıkan eserlerin sergilendiği yer olması bakımından da önem arz eden Manisa Müzesi, Muradiye Camii’nin batısında, külliyenin medrese ve imarethane bölümlerinde yer almaktadır.
Arkeolojik eserlerin sergilendiği imarethane bölümünde; Bronz Çağdan Bizans Dönemi sonuna kadar heykel lahit gibi parçalar, salon kısmında, toprak kaplar, heykelcikler, mezar taşları, mozaikler, büstler, takılar , cam ve fildişi gibi diğer eşyalar ise yan odalarda görülebilir. Halkın gelenek, görenek, inanç ve yaşam biçimini yansıtan silah, giysi, ev eşyaları ve el yazmaları gibi etnografik eşyalar ise külliyenin medrese kısmında yer alan diğer bölümde görmek mümkündür
|
|
YENİ HAN Han’ın yapım tarihi hakkında kesin bilgi bulunmamaktadır. Halk arasında Karaosmanoğulları tarafından 1825-1830’larda yaptırıldığı söylenir.
Han orta avlulu ve iki katlıdır. Güney, doğu ve batı cephelerine bitişik dükkanlar bulunmaktadır. Han doğu-batı doğrultusunda dikdörtgen planlıdır. Alt kat odaları avluya, üst kat odaları revaklara açılır. Güney cephede girişi bulunmamaktadır. Kuzeybatıdaki koridor develikle (ahırların yer aldığı mekan) bağlantıyı sağlayan geçiş koridorudur.
Alt katta yer alan dükkanlar bir duvarla ikiye bölünmüştür. Alt katta odaların iki bölümlü olması ve ocakların bulunmasından dolayı depo olarak kullanıldığı söylenebilir. İkinci kat dükkanların önünü yuvarlak kemerli revaklar çevreler. Üst katta, kuzey cephede sekiz, doğu, batı ve güney cephelerde yedi, birer de köşede olmak üzere toplam 33 dükkan yer almaktadır. Odaların bir kaçı hariç, tamamında ocak bulunmaktadır.
2001 yılında başlayıp, 2004 yılında tamamlanan restorasyon çalışmaları resorasyon pprojesine ve yapının orjinaline uygun olarak yapılmıştır. Günümüzde Yeni Han alışveriş ve kültür merkezi olarak kullanılmaktadır. Han’ın bugünkü kullanımından doğan ihtiyaca uygun olarak bazı mekanlar arasında geçişler sağlanmıştır.
|